1 Nisan 2009 Çarşamba

real life always has a twist

geçiyordum, 
curcunaya baktım, durdum, 
hiç bir zaman acelem yoktu hayata, 
önemli olan yolun sonuna ulaşmak değil, 
yolu kendisiydi ne de olsa,
 onun için ya, metro hattının yanıbaşında, bisiklet yolunda geçiyor bazı hayatlar.
insanlar vardı, derme çatma tezgahlarda, birer birer yüklenmişler omuzlarına anılarını, hatıralarını ve geçmişlerini, doldurmuşlar bir sandığa şimdi satıyorlar yok pahasına.. 
bu da diğer hepsi gibi, satılık çocukluk anılarından sadece biri. 

gerek yok ne düşünüp kendini heder etmeye, ne de iyi geceler'den sonra tatlı rüyalar demeye, 
çünkü rüyalar rüyadır, 
bana sabah uyanacağım gerçek bir gün lazım, 
gerisi mi? 
ben almiyim, üstü sizde kalsın. 

3 müthiş fikr-i beyanda bulunulmuş:

sinem dedi ki...

o çocuklu fotoğraf çok güzelmiş, ama bir yandan da hüzünlü; senin ona bakınca düşündüklerinden çok daha güzel şeyler düşünebilcek bi insan 3 kuruş için sana verdi bunu... sattı demek elvermedi, verdi işte. hibe etti :)

esra dedi ki...

aslında o ne sattı ne verdi ne de hibe etti, ardında bırakıp gitti, çöplerle beraber toplanıp, geri dönüştürülmeye terketti, belki onu yeni beyaz bir sayfada tekrar kullanmayı ümidetti.
ama asıl benim içim el vermedi, aldım yerden sildim konan tozu üstünden, ve sahip çıktım ona, gülümseyen çocuklara, bilmediğim insanlardan kalan anılara...

sinem dedi ki...

o zaman bi öpücüğü hak ettin :)