
asırlar olmuş gibi geliyor insana... yine de çok güzel bir ekim
guetta yeni single çıkarmış da...


bu bir ipleri salınmış düşünceler yazısıdır.
Bence ingilizceyi yeni öğrenen çocuklara "home" ile "house" farkını kimse yeterince açıklamıyor. Misal ben, eğer evin amerikada ve müstakilse adı "house" olur, yok değil başka bi 3. dünya ülkesindeysen ve ingilizceyi yabancı bi dil olarak öğrenen apartman mahkumuysam "home" olur sanıyordum. Sonra da ikileme düşüyordum, peki neden filmlerdeki bahçeli evlerin kapısında "home, home sweet home" yazıyor diye.
Çocukluğumun kabusu olmuş bu durum şimdi farklı bir şekilde içimi hacimsel değişimlere mağruz bırakmakta (bkz:daralmak). Nitekim "home" diyiciğim "sweet" bi kat'ım olur mu, tavan arasına da razıyım hani ama kot altı giriş olmasın derdine düştüm; hem de daha henüz nerede, ne zaman ve hangi hallerde yaşayacağımı bilmeden, üstelik önümüzdeki iki ayın oda ücretini de yurda çoktaan ödemiş olmama ve okulumun da bitmemesine rağmen :)
Her kim ki, Türkiye'de ışıksız yaya geçidine adım atar, ölmeyi göze almıştır. her kim ki, tali yoldan gelenin beklemesi gerektiğini düşünür büyük yanılgıdadır. Türkiye'de insanlar metro istasyonlarında ısrarla yürüyen merdivenin solunu işgal eder, köprüde makas yapar ve kaldırımlara parkeder. Bütün bunlar tabii ki yeni ve şaşırtıcı şeyler değil ama tüm bu "jungle" durumunun istanbulun en derinlerine kadar işleyip dans salonlarına kadar uzandığını görmek üzücü.
bir nakarat... ne olduğunu, nereden geldiğini, ne zamandan kaldığını bulamadığım... tek hatırladığım "when i" ile başladığı.