6 Ağustos 2009 Perşembe

LaLa land

aya bir meteor çarpmış,
o meteor çarpıp kaçmak yerine ayın içine kaçmış,
bu da ay dedeyi yörüngeden saptırıp dünyacık'a git gide yaklaştırmış,
bu yakınlaşma sonucu sadece denizler değil benim egom da bi hayli kabarmış olabilir,
o derece :)

5 Ağustos 2009 Çarşamba

kaybettim seni, hükümsüzsün!

aslında bu cümleyi hayatımdan çıkıp gitmiş, "o beni kaybetti" diye düşünen 3. tekil şahıslara atfetmek istiyorum. ben sizi kaybettiysem artık hükümsüzsünüz demek istiyorum ama şu an çok daha mühim bir konu var.
konu şu: biri benim muzumu çaldı! evet çaldı!

takribi 30 cm boyunda, sol sırt tarafında hafif bir yeşilliği bulunan, parlak sarı, beresiz, sapı muntazam koparılmış bir adet çikita muzum, dün istanbul otobüsünde molada çalındı! üstüne üstlük yanında bir paket sütlü un kurabiyem ile birlikte!

sevgili hırsız şimdi sana bir kaç lafım olacak: öncelikle bayağısın, ucuzsun: güzelim çaklıt kuuki'ler dururken gitmiş un kurabiyesi çalmışsın. üstelik aynı çantada beyaz nektarinler de vardı ki kilo fiyatı çikita muzun iki katı! naaabeer ;)

ayrıca ben muzu tek yemem, onun yanına danone süt de almıştım, onu unutmuşsun: safsın, dangalaksın!

1 Ağustos 2009 Cumartesi

life according to: Ortaçgil

Male or female: Kızıma Mektup

Describe yourself: Beni Kategorize Etme

How do you feel: Olmalı mı Olmamalı mı

Describe where you currently live: Nereye Sokağı

If you could go anywhere, where would you go: Deniz Kokusu

Your favorite form of transportation: Ak Kuşlar Kara Kuşlar

Your best friend is: Benimle Oynar mısın

What's the weather like: Sıcak

Favorite time of day: Eylül Akşamı

If your life was a TV show, what would it be called: Bu İş Zor Be Yonca

What is life to you: Küçük Şeyler

Your fear: Kimseye Anlatmadım

What is the best advice you have to give: Yüzünü Dökme Küçük Kız

Thought for the Day: Aşk Nereye Kadar

How I would like to die: Sensiz Olmaz

My soul's present condition: Çoktular Ama Hiç Yoktular

My motto: Bu Su Hiç Durmaz

21 Temmuz 2009 Salı

deneme

reader okuyucularından özür diler,
tasarımla ilgili problemlerimi gidermek için deneme yaparım.
saygılarımla
alice :]

15 Temmuz 2009 Çarşamba

it's all right...

Slow down, you crazy child
you're so ambitious for a juvenile
But then if you're so smart, tell me why are you still so afraid?
Where's the fire, what's the hurry about?
You'd better cool it off before you burn it out
You've got so much to do and only so many hours in a day

But you know that when the truth is told..
That you can get what you want or you can just get old
You're gonna kick off before you even get halfway through...

Slow down,
you're doing fine
You can't be everything you want to be before your time
you've got your passion, you've got your pride
but don't you know that only fools are satisfied?
Dream on, but don't imagine they'll all come true

Slow down, you crazy child
and take the phone off the hook and disappear for awhile
it's all right, you can afford to lose a day or two
When will you realize?...

...nothing waits for you.

15 Haziran 2009 Pazartesi

to do list

efenm geowyns bir todo list yapmış kendine, ben de eksik kalmayım dedim ve geçtim klavye başına...
bu yaz aslında o kadar kısa ki yapılacak işleri nasıl sığdıracağım buncacık zamana hiç bilmiyorum...
*mezuniyet töreni için kıyafet seç.
*mezuniyet sonrası için yüksek lisans bul kendine, ayıp artık.
*arada bi kaç da işe başvur bari.
*teofl'a gir bi zahmet.
*dişini çektir,kistini aldır, bitsin bu çile.
*yüz-gez-toz fit günlerine geri dön.
*yeğenlerini büyüt, kuzenini eğit.
*gmat'den 720 al.
*bi de gre'ye çalışıver.
*arada ehliyetini de alırsan artık iyi olur.
*ispanyolcanı unutma, almancanı ilerlet.
*kitaplarını oku, oku, oku adam ol ya da kadın farketmez :)
*kendine yeni bir dizüstü al, hantal olmasın, fanı da ses yapmasın.
*"gastronot" olacaktın hani sen, hep attın birer birer kenera hayallarini, silkelen kendine gel dön bak yeniden hayallerindeki ufka!
*mersine git, antalyaya git, fethiyeye git, bodruma git, dikiliye git, çeşmeye git, git anam git :)
*tek ders sınavına çalış.
*yeni bir ev bul ve yerleş ve "hoşgeldiniz yeni dünyama" isimli bir post yayınla.
*sen bunları yap, gelsin alnından öpsünler.
şimdi olayı bir adım öteye götürüyor ve yaz kızım ile görkem'i mimliyorum, nedir efenm sizin todo list'iniz yazın görelim, uymadığımız zamanlarda birbirimize "hoop ne hâl" diyelim...hadi bakalım :)

13 Haziran 2009 Cumartesi

we don't say goodbye

evet sevgili alice hanımcılar,
güzel ilimiz izmir'den yaptığımız yayın artık sona eriyor. dünyanın başka bir yerinden yepyeni bir şehirden bildirene kadar, yazarınız alice hanım sizelere iyi akşamlar diliyor efenm başka diyarlardan görüşmek üzere,
esen kalın...

10 Haziran 2009 Çarşamba

şeftali kokan hayatım

hayat dediysem öle çok uzun boylu birşey düşünme, geçen gün çoktan dün olmuşken ve yarının ne getireceğini kimse bilmezken, hayatım sadece içinde bulunduğum andan ibaret. ve o şu an şeftali kokuyor, ben çok severim nektarin kokuları...

burdan dinleyiniz

9 Haziran 2009 Salı

alice hanım artık 2 metre!

darısı başınıza (: ehe

7 Haziran 2009 Pazar

gravity is a factor



para; harcarsın biter.
zaman; tüketirsin, geçip gider.
güzellik; mahvetmeye bir sivilce yeter.
...


geriye okuyup gezip gördüğün, çalışıp öğrendiğin bilgiler kalır beyninin kıvrımlarında. bir de varsa yüreğin ve cesaretin, sevgi kalır geriye sana.
üzgünüm, oturup çalışmam sizi rahatsız ediyor belki bu günlerde ama "this is the way"...
uçarak çalışamam ki!
face the music

4 Haziran 2009 Perşembe

via, veritas, vita*

zaman olgusunun tam da şuan bulunduğum noktasında, yapacağım herhangi bir hatanın dönüşü olmayacağı hissi, nasıl oldu da bu denli beni ele geçirdi inanın ben de bilmiyorum. halbuki bundan önce yaptığım birçok şeyin de dönüşü yoktu belki ben var sanıyordum ama bulamayınca anladım olmadığını. belki kırdığım kalplerin sahipleri için dönüşü olmayan birer andı o son sözler, ya da kafamı çevirip geçerken nehrin karşı kıyısında kaçırdığım güzelliklerin de bir dönüşü yoktu ben hiç farkına varmadım...
yine de bunca zaman hiç bu kadar durup düşünülesi bir noktada hissetmemiştim kendimi. demek mezun olmaya ramak kalmak böyle birşeymiş. 

non scholæ sed vitæ discimus *

 final döneminde sabahladığım günler, kalemi gözüme soktuğumda bile, işte aynen böyle sevimli görünüyor dünya gözüme :)  
çünkü "biz okul için değil, hayat için öğreniriz".

30 Mayıs 2009 Cumartesi

I keep on backing losers

ama onlara kızmamak lazım, 
bazıları loser doğmuş ,
 bazıları da bir yolunu bulup loser olmuş...


27 Mayıs 2009 Çarşamba

yastığımın altında süt dişlerim, seni beklerim düş perisi

...

23 Mayıs 2009 Cumartesi

gente que si

bazen uzlaşmak, bazen zıtlaşmak. tutmak, tutunmak, ya da sadece bırakmak... dinlemek; gözlerini kapatıp tüm varlığınla, ya da gözlerinin ucuyla baktığın adımlarda tıkırtılarla... yazmak: her biri benzersiz apayrı hikayeler, bazen bakışlarla, bazen tutuşlarla, bazen de susuşlarla... anlatmak: kelimelerin öksüz kaldığı zamanlarda konuşarak, ama en çok da o anlarda susarak...

cosmopolitans


yok yok dergi ismi değil bu. benim bu, ya da bendim.
yani ben demedim, wikipedia dedi :)
"Some people manage to adapt the aspects of the host culture they see as positive, while keeping some of their own and creating their unique blend. They have no major problems returning home or relocating elsewhere. Approx. 30% of expatriates are these so-called Cosmopolitans."

yedigün

ama ben mezun olacak yaşta değilim ki sevgili geowyns'im, 
daha benim yeterince topuklu ayakkabım bile yok...
~*!*~
*sinem bana mezuniyet yazısı yazmış, beni benden almış

20 Mayıs 2009 Çarşamba

twitter me baby

nerdeeen nereye diyesim geliyor sevgili alice hanım'cılar :) 
daha bu senenin başıydı, msn üzeri edebi mesajlaşmalar yapardık, ne muhabbetler dönerdi de "e sen bunları yazsana" derdiniz. (dikkatinizi çekerim o zamanlar msn filan kullanıyormuşum gtalk'a terfi edememişim henüz, gençlik işte :)
gel vakit git vakit, ben de gaza geldim tabi bir gün ve açtım bi "bilok". uzuunca bi süre dots filan kullandım, bilenler bilir isyan ettirenen kadar :) sonra o noktalar beni de pek bi sıktı ve bu renklere bürüdüm alice hanım'ı.
elini verip kolunu kaptırma hesabı oldu benimkisi, bi daha da vazgeçemedim bu dijital ortam sevimli böceği halimden vee... bu sefer de twitter alemlerine girdim! amaan bundan bize ne derseniz, yorum bırakabilirsiniz, nitekim yoktum buralarda özledim hepinizi :)

the girl who touches the sky

tam olarak nasıl oldu hatırlamıyorum ama, bu haftasonu baytar kardeşimle, izmir kazan biz kepçe dolaşırken, muhtemelen de tam da vapurda sefa sürerken, vahiy oldu bana bu his. elimi uzatsam o ulaşılamaz gökyüzüne değebilirmişim gibi geldi. uzattım elimi, kimine göre boşluğa bana göre gökyüzü'ne: ve değdim! elime biraz mavi renk bulaştı, biraz da parlak beyaz, çok sevdim bunu ama kimselere belli etmedim. ne gerek var sonra onlar da gökyüzüne dokunmaya kalkarlar, renklerini karıştırır olmadık yerleri maviyle beyaza boyarlar... 

13 Mayıs 2009 Çarşamba

yalan dolan

geo dergisinin hangi aydan kalma olduğunu bilmediğim, diş sağlığı merkezinin bekleme salonundaki sayısında (höh ne açıklama ama:) okuduğuma göre, biz insanoğlunun her 8 dk'da bir söylemekten çekinmediği yalanlar zekayı geliştiriyormuş! entrikayı kuran da, onu çözmek için kafa yoran da beyninin kıvrımlarına kıvrım katıyormuş. kesinlikle katılıyorum, bir yalanı yaratmak , onu kurgulamak, onun sonuçlarını örtpas etmek için yeni yalanlar yaratmak gerçekten de fazlaca mesai gerektiren şeyler, ciddi tecrübe ve profesyonellik istiyor. sırf bu yüzden ben bu kadar fazla doğru söylüyorum, çünkü kolayıma geliyor, ha bu arada zekâm nasıl mı gelişiyor, tabii ki diğerlerinin yalanlarının üstünde csi'cılık oynarken... 
ne demişler aptal dostların olacağına, zekisinden bi tane düşmanın olsun ;) 

11 Mayıs 2009 Pazartesi

ben YAY!dım, peki sen?


çünkü 
bu 
altı 
kaynayan 
suyun 
içindeki 
kurbağalara 
birinin 
gidişatın 
pek de 
iç açıcı 
olmadığını 
hatırlatması 
gerekiyordu.